"Masalda üvey kardeşler sırf prense şirin görünmek için ayaklarını küçük pabuçlara zorla sıkıştırıyordu. Aradan yüzyıllar geçti ama biz hâlâ 20 yaşındaki ayakkabı numaramıza sığmaya çalışarak aynı hatayı yapıyoruz..."
Read the full story at the source
This story was published by Halk TV.
See other sources covering this event →
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi Kapanış Programı’nda konuştu. Gürlek, konuşmasına barışın ve huzurun hakim olduğu bir dünya temennisiyle başlayarak, “Sürdürülebilir küresel adalet düzlemi ile gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmayı hep birlikte arzuluyoruz. Bu arayışın temelinde insanlık vicdanının her acıya aynı hassasiyetle yaklaşması vardır” ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek, aynı zaman diliminde Adriyatik’te bir balinanın yaşam hakkı veya Körfez’de petrole bulaşmış bir karabatağın insanlık vicdanı için ne kadar önem taşıyorsa, Afrika’da açlık ve hastalıktan ölen çocukların acısının, Gazze’de yıkılan yuvaların, Suriye’de ve dünyanın birçok köşesinde zulme uğrayan halkların, katledilen kadınların ve çocukların acısının da aynı hassasiyetle karşılık bulması gerektiğini ifade etti. Gürlek, “Bu, yüzyılımızın en çok ihtiyaç duyduğu temel insanlık değerlerinden biridir. İşte bu anlayış ile evrensel hukuk düzeni için bir araya geldiğimiz barışın şehri İstanbul’da birçok konuyu değerlendirdik. Aklın ve vicdanın ortak değerleri etrafında umut inşa ettik” diye konuştu. “Hukuk, insan onurunun güvencesidir” Zirvede ele alınan bütün konu başlıklarının ortak bir zeminde buluştuğunu belirten Gürlek, bu ortak zemini “Kuvvetsiz adalet aciz, adaletsiz kuvvet zalimdir” sözüyle ifade etti. Gürlek, zirvenin, hukukun yalnızca düzenin dili değil, insan onurunun güvencesi olduğu hakikatini hatırlattığını söyledi. Adaletin barışın, güvenin, toplumsal huzurun ve sürdürülebilir kalkınmanın temeli olduğunu vurgulayan Gürlek, “Adalet güçlülerin bir lütfu değil, her insanın doğuştan gelen hakkıdır. Bu hakkın gereği olarak insan onuru güçlünün karşısında korunmalı, dünya hesap verilebilir bir nizama evrilmelidir” dedi. Bugün karşı karşıya olunan tablonun bu anlayıştan ne kadar uzaklaşıldığını gösterdiğini ifade eden Gürlek, savaşlar ve işgaller yoluyla ekonomik refahlarını sürdürmeye çalışan güçlü ülkelerin artık kendi toplumlarına da huzur getirmediğini kaydetti. Bu anlayışın gelecekte yeni ve daha büyük savaşları besleyecek tohumları ektiğine işaret eden Gürlek, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımından ibret alınarak kurulan Birleşmiş Milletler’in artık çözümlerin merkezi olmaktan çıktığını ve savaş ile işgallerin meşrulaştırıldığı bir güç haline geldiğini kaydetti. “Dünya yeni bir savaşı taşıyacak güçte değil” "Dünya yeni bir savaşı taşıyacak güçte değildir. Hele de günümüzde birçok devletin nükleer güce sahip olduğu düşünüldüğünde yaşanacak bir savaşın tahmin edilenden daha büyük sonuçlar doğuracağı açıktır” diyen Gürlek, dünyada barışı hakim kılacak tek evrensel zeminin ortak akıl ve vicdanın temsil ettiği adil bir dünya düzeni olduğunu belirterek, İbn Haldun’un “Zulüm medeniyeti, kalkınmayı harap eder” sözünü hatırlattı. Gürlek, “Dünyanın neresinde zulüm ve işgal varsa emin olun bu durum insanlığın ortak medeniyetinin gelişmesi önündeki en büyük engeldir. Uluslararası hukuk herkese ve her şartta aynı ölçüyle uygulandığında hem mağdurların yarasına şifa olur hem de hukuka duyulan güven her gün biraz daha büyür” ifadelerini kullandı. “Nerede insanlık onuruna saldırı varsa Türkiye orada” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya barışına sunduğu katkıların saymakla bitmeyeceğini belirten Gürlek, “Gazze’de yaşanan zulüm başta olmak üzere, nerede insanlık onuruna bir saldırı varsa orada Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan vardır” dedi. Türkiye’nin dünyanın gidişatındaki tehditleri görerek bölgesel istikrara büyük önem verdiğini dile getiren Gürlek, komşularla olan sorunların bir bir çözüldüğünü, kültürel bağların güçlendirildiğini ve coğrafi birlikteliğin ayrışmanın değil, birlikte yaşamanın temel zemini olarak görüldüğünü söyledi. Gürlek, “Körfez Savaşı sürecinde zulüm ve baskılara maruz kalanlara sınırlarımızı açtık. Onları misafir ettik. Aynı şekilde Suriye’de Esed zulmünden kaçan komşu halklara da imkanlarımızı sonuna kadar seferber ederek kapılarımızı açtık” ifadelerini kullandı. Batı’nın insan haklarından söz eden ve devasa ekonomik güçlere sahip ülkelerinden yeterli desteğin alınmadığına dikkati çeken Gürlek, “İnsanlık onurunun Ege’de Aylan bebeklerin şahsında boğulduğunu gördük. Batı medeniyetinin insanlık vicdanında bir kez daha sınıfta kaldığına şahit olduk” dedi. "Sınır aşan suçlarla mücadele" vurgusu Gürlek, küresel dünyada hiçbir ülkenin kendi sınırları içerisinde tek başına adaleti sağlayamayacağını belirterek, suç ve suçluların da küresel dünyanın koşullarından yararlandığını kaydetti. Gürlek, “Bizler de değişen suç modellerine ve suçun yayıldığı yeni alanlarla karşı mücadele yöntemlerini geliştirmek zorundayız. Karşılıklı güveni, etkili adliye yardımlaşmayı, hızlı bilgi paylaşımını hep birlikte güçlendirdiğimizde adalette işbirliğimiz de birlikte büyüyecek, hepimiz daha güvende, daha huzurlu olacağız. Bu amaçla uluslararası mekanizmaların işlevselliği arttırılmalı, araları
'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında tutuklanan ve 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilen Mehmet Akif Ersoy ve 7 sanığın yargılanmasına devam ediliyor. Liderliğini gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un yaptığı öne sürülen davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcı ara mütalaasında tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesini talep etti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, "Otuz yılı aşkın süren bir çatışmanın bir elektrik şalteri kapatılır gibi bir anda sona erdirilemeyeceğini anlamak gerekiyor. Bunun için zamana ve kararlılığa ihtiyaç var. Çok sayıda kayıp, acı, düşmanlık, anlaşmazlık ve uzun yıllar süren çatışmanın ardından Ermenistan ile Azerbaycan arasında barış içinde bir arada yaşamanın artık mümkün olmadığına ilişkin inanç vardı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve uluslararası ortaklarımızın desteğiyle imkansız görüneni başardık." değerlendirmesinde bulundu.
Comments