Halk Savunma Güçleri (HPG) Komutanı Murat Karayılan, The Amargi’den Kamal Chomani’ye verdiği röportajda , Ortadoğu’daki gelişmeleri ve Türkiye’de Kürt sorununun çözümü için yürütülen süreci değerlendirdi. Sürecin yaklaşık iki yıldır devam ettiğini ancak devletin bugüne kadar güven oluşturacak, ikna edici adımlar atmadığını söyleyen Karayılan, diyalog ve görüşmelerin sürdüğünü, buna karşın sürecin ilerlemesi için hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Karayılan, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt’teki güçlerin yanı sıra İstanbul metropolü ve Türkiye’nin diğer kentlerinde gizli faaliyet yürüten güçlerin de geri çekildiğini açıkladı. Metina’dan çekilmenin de tamamlandığını belirten Karayılan, bu adımlarla sürece ilişkin tutumlarını ortaya koyduklarını savundu. “Devlet hala güven oluşturmuş değil” Sürece ne olumlu ne de olumsuz baktığını belirten Karayılan, bunu yeni bir yol açma ve barışın önünü oluşturma mücadelesi olarak gördüklerini söyledi. Meclis’te kurulan komisyonun çalışmaları sonucunda bir rapor hazırlandığını ve çerçeve yasa çıkarıldığını hatırlatan Karayılan, düzenlemenin yetersiz olduğunu savundu. Yasanın güvenlik perspektifiyle hazırlandığını ve sorunun siyasi boyutlarını yeterince kapsamadığını ileri süren Karayılan, “Gerillanın silahsızlandırılması Kürt sorununu çözmez” dedi. “Öcalan’ın statüsü yasallaştırılmalı” Karayılan, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın rolünün ve statüsünün açık biçimde tanımlanması gerektiğini savundu. Öcalan’ın silahsızlanma ve barış sürecini yönetebilmesi, siyasetçilerle ve kamuoyuyla doğrudan ilişki kurabilmesi gerektiğini ifade etti. Öcalan’ın barış ve siyasallaşma sürecinin koordinatörü olduğunu söyleyen Karayılan, bu rolün yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi. Karayılan, Kürtlerin varlığının kabul edilmesinin yanı sıra dil, kültür ve özgün kimliklerinin de yasalarla güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Mevcut çerçeve yasanın bu konuları kapsamadığını söyleyen Karayılan, devletin bu yönde adım atmasının sürecin ilerlemesi açısından temel önemde olduğunu dile getirdi. Metropollerdeki gizli güçlerin de çekildiğini açıkladı Güçlerin Türkiye’den ve Metina’dan çekilmesine ilişkin soruyu yanıtlayan Karayılan, geri çekilmelerin farklı aşamalarda gerçekleştiğini anlattı. Kırsal alanda varlıkları kamuoyu ve devlet tarafından bilinen güçlerin geri çekildiğini belirten Karayılan, ikinci olarak İstanbul metropolü ve Türkiye’nin diğer kentlerinde gizli faaliyet yürüten güçlere de geri çekilme talimatı verdiklerini söyledi. Karayılan, bu güçlerin gösterişli törenlerle değil, gizli faaliyet yürüterek çalıştığını belirterek, “Onları geri çektik. Bunu yaptık” ifadelerini kullandı. Metina’dan çekilme kararının da yoğun görüşmelerin ve örgüt içi tartışmaların ardından alındığını söyleyen Karayılan, son güçlerin 8 Ekim’de bölgedeki tünellerden çıktığını ve Metina’da artık güçlerinin kalmadığını ileri sürdü. Bu adımları Türkiye açısından tehdit oluşturmadıklarını göstermek ve sürece ilişkin tutumlarını ortaya koymak amacıyla attıklarını savunan Karayılan, bundan sonra devletin adım atması gerektiğini söyledi. “Silah bırakma için hukuki adımlar atılmalı” Silahsızlanma sürecinin tamamlanması için devletin yeni adımlar atması gerektiğini belirten Karayılan, gerillanın silah bırakabilmesi için Abdullah Öcalan’ın durumuna ilişkin karar alınmasını ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını istedi. Karayılan, silahların yakılması ve güçlerin geri çekilmesi gibi adımların atıldığını belirterek, devletin yeni adımlar atmaması durumunda silahsızlanma konusunda güven oluşmayacağını savundu. Örgüt mensuplarının Türkiye’ye dönmeleri halinde siyasi mücadele yürütebilmeleri gerektiğini de söyleyen Karayılan, bunun yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi. Muhalefete yönelik baskıları eleştirdi Türkiye’de muhalefete yönelik tutuklamaları ve baskıları da değerlendiren Karayılan, bir yandan Kürt sorununun çözümü ve demokratik yasalar gündeme getirilirken diğer yandan muhalefete yönelik operasyonların sürdüğünü söyledi. Karayılan, “Mücadele gerekiyor. Mücadele etmeliyiz. Türkiye’deki bütün muhalefetle birlikte halkın demokrasisini oluşturmak istiyoruz. Demokratik mücadeleyi yükseltmek istiyoruz” dedi. Demokratikleşme olmadan demokratik entegrasyonun da gerçekleşemeyeceğini savunan Karayılan, Kürt sorununun çözümünü Türkiye’de demokrasinin güçlendirilmesiyle birlikte ele aldıklarını ifade etti. “Düşmanlık ve savaş değil, dostluk ve barış dönemi” Demokratik entegrasyonu Kürtlerin kendi dilleri, kültürleri ve özgün kimlikleriyle eşit biçimde toplumsal yaşama katılması olarak tanımlayan Karayılan, Türkiye’nin demokratik bir cumhuriyete dönüşmesi gerektiğini savundu. Yeni ve demokratik bir anayasa ihtiyacına da değinen Karayılan, bunun bütün tarafların ortak çalışmasıyla hazırlanması gerektiğini belirtti. Türkiye ile yeni bir ittifak ve özgürlük dönemi başlatmak istediklerini söyleyen Karayılan, barışın tek taraflı adımlarla sağlanamayacağını ifade etti. Karayılan, “Biz bar
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments