Bir süredir Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel 'in cuma namazlarına gittiğini ve namaz çıkışlarında demeçler verdiğini okuyoruz. Sağ parti liderleri bunu eskiden beri yapıyorlardı. Laik muhalefet onları dini siyaset etmekle eleştiriyordu. Özgür Özel'in bu tutumundan sonra bu yoldaki eleştiriler duyulmaz oldu. Epey bir süredir, laik muhalefet, sağcıların dini kullanarak seçimleri kazandığı kanısındadır. Kendisini bundan uzak tutmaya çalışmaktadır. İnönü de öyle yapardı. Kendisine "Meydan konuşmalarınızda hiç Allah'ın adını anmıyorsunuz" denince "'Allahaısmarladık' dedik ya" dediği meşhurdur. Türkiye'de sağcı politikacıların hepsinin dindar olduğu söylenemez. Din duygularını dindar halkın hoşuna gitmek için kullananlar oldu. Demirel bunlardan biriydi. Osman Bölükbaşı , Süleyman Demirel 'in ramazanda gündüz kimse görmeden içtiği bir sigaranın izmaritini bulmuş ve meydanda teşhir etmişti. Politik çıkar için din duygularını kullanmak ahlaki de değildir. Çünkü politika, laik bir rejimde dünya işlerine çeki düzen vermek için yapılır. Dini bireysel alanda bırakmak gerekir. Yurttaşlar arasında bir inanç birliğinin olduğu da söylenemez. Halkın ezici çoğunluğu Müslüman kimliğini taşısa da bunlar çeşitli mezheplere dağılmışlardır ve herkesin dinle ilgilenme derecesi farklıdır. Namaz kılanlar olduğu gibi kılmayanlar, oruç tutanlar olduğu gibi tutmayanlar da vardır. Müslüman halkın büyük çoğunluğunun Müslümanlar için 5 farzdan biri sayılan hacca gitmek gibi bir isteği yoktur. Bu nedenlerle devlet örgütünü elinde tutanların yurttaşların inanç dünyalarında ayrımcılık anlamına gelebilecek davranışlardan uzak durmaları şarttır. Dini politik bir araç olarak kullanmak, hamlığın, açgözlülüğün, cahilliğin, saygısızlığın, ayrımcılığın kanıtıdır. Türkiye'de 5 vakit namaz kılanların oranı yapay zekânın aktardığı bir araştırmaya göre yüzde 40'tır. Cuma namazı na giden erkeklerin (kadınlara farz değil) oranı ise yüzde 76'dır. Demek ki vakit namazı kılmayan her 60 kişiden 36'sı cuma namazına gitmektedir. "Hazreti Ali camide öldürüldüğü" bahanesini ileri süren Aleviler, camilerden uzak duruyor. Onların dinî tören yerleri cemevleridir. Cuma namazı, Türkiye'de ibadetin yanı sıra toplumsal buluşma ve sosyalleşme alanlarından biri olmayı sürdürüyor / Fotoğraf: AA Cuma namazlarının anlamı ve camilerin işlevi Hazreti Muhammed Mekke'den Medine'ye geçip İslam'ı kurmaya çalışırken bir hükümet konağı, devlet sarayına sahip değildi. İslam'ın kurallarını parça parça anlatırken bunu evi gibi basit bir mescit yapısında yapıyor, aynı zamanda burada toplu ibadet ediliyordu. Sonradan İslamiyet yayılıp devletin sınırları genişleyince yönetim yapıları kuruldu. Dünyaya ait işler bu yapılardan görülmeye başlandı ancak camiler ortadan kalkmadı. Camiler, günlük ibadetlerde olduğu gibi özellikle haftada bir gün Müslüman halkın bir araya geldiği, inanç, ibadet ve dünya işleriyle ilgili hutbelerin okunduğu, namaz öncesi ve sonrasında halkın (erkeklerin) birbiriyle görüştüğü bir toplanma, haberleşme mekânları hâline geldi. Camiler, Sünni İslam toplumlarının vazgeçilmez yapılarıdır. Birçok kentte hâlâ en görkemli yapıların çoğu camilerdir. Camisiz Sünni köyü yoktur. Bu yapılar, birçok insanın maddi katkılarıyla, yeni yapı teknikleriyle yenilenmiştir ve yenilenmektedir. Köylerde ve kasabalarda cuma namazı vakti hemen hiçbir erkek evde kalmaz. Esnaf dükkânını kapatır, eğer namazı cami dışında kılacaksa namazlık olarak kullanacağı bir örtüyü de yanına alarak caminin yolunu tutar. Bizim köyde o saatlerde kimse evde kalmaz. Ben de herkes gibi köyde olduğum zamanlar cuma namazına giderim. Bu o kadar kendiliğinden yapılmış bir harekettir ki cenazeye, düğüne, başsağlığına, hasta bakmaya gitmekten, asker uğurlamaktan farkı yoktur. Cuma namazına gitmek, ibadet etmenin ötesinde bir sosyalleşme eylemidir. Okunan hutbe kimsenin aklında kalmaz da aylardır görüşemediğin insanlarla karşılaşman bir psikolojik doyum yaratır. Köylüler de birbirlerine söyleyeceklerini burada söyleme fırsatı bulurlar. Köyde şimdiye kadar hiç kimse beni, "Vakit namazı kılmıyorsun veya dinin öteki emirlerini yerine getirmiyorsun da cuma günü neden camiye geliyorsun?" diye sorguya çekmedi, tabii kimsenin haddine değil, fakat camiye gelenlerin birçoğunun da benden farkı yok. Dolayısıyla cuma günleri camiye gitmek köy ve kasabalarda rutin bir iştir. Politik yaşam artık kamunun gözü önünde olduğundan politikacı bütün ülkeyi bir köy saymakta ve cuma rutinine uymakta olduğunu bütün ülkeye göstermektedir. Geçmiş CHP yöneticilerinin cuma namazlarına gidip gitmediklerini bilmiyorum. Fakat o kesimde bunun bir din istismarı sayıldığını biliyoruz. Fakat bu anlayışın artık değişmesi gerekiyor ve belki de değişim Özgür Özel'le başlamış olmaktadır. Cuma günleri camiye gitmek, halkçı-demokrat siyasetçi ile gelenekçi-dindar kesimler arasında sıcak bir ilişkiye de sebep olabilir. Bu durumda cuma ritüeli, işbirlikçi soyguncu kapitalizmin başarısı için değil, halkçılığın galibiyeti için bir vesile de olacaktır. Bu nedenl
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments