ABD Kongresi ara seçimlerine 24 saat kala Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki mücadele, yalnızca Temsilciler Meclisi ve Senato'nun kontrolünü ele geçirmekle sınırlı değil. Seçim, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminin son iki yılında sahip olacağı siyasi gücün geleceğini ve Beyaz Saray'ın seçim sonuçlarını beklentilerinin aksine çıkması halinde kabul etmeye ne ölçüde hazır olduğunu ortaya koyacak daha hassas bir sınav niteliği taşıyor. Kamuoyu yoklamaları Trump'ın halk desteğinde önemli düşüş yaşandığını ve daha önce Cumhuriyetçiler açısından güvenli kabul edilen seçim bölgelerinde rekabetin arttığını gösterirken, Washington'daki güç dağılımını yeniden şekillendirebilecek dört olası senaryo öne çıkıyor. Bunlar; • Cumhuriyetçilerin her iki kanattaki çoğunluğunu koruması, • Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisi'ni kazanması, • Senato'nun Demokratların kontrolüne geçerken Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçilerde kalması, • Cumhuriyetçilerin her iki kanatta da çoğunluğu kaybetmesi. Bu senaryolar temel bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Trump, yasama organı üzerindeki tam kontrolünü kaybetse bile özellikle dış politika, göç ve gümrük vergileri konularında geniş yürütme yetkilerini koruyacak. Ancak yasa ve bütçeleri geçirme, üst düzey görevlere atama yapma ve yönetimini Kongre soruşturmalarına karşı koruma kapasitesi, her iki kanatta hangi partinin kontrolü elinde bulundurduğuna bağlı olarak önemli ölçüde değişecek. Demokratların mevcut Cumhuriyetçi çoğunlukları değiştirebilmesi için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde 218'e 214, Senato'da ise 53'e 47 çoğunluğa sahip. Gözlemciler, hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanına ilişkin anlaşmazlıkların, seçim sonuçlarından bağımsız olarak 2027 yılında siyasi ve ekonomik krizlere dönüşebileceğini değerlendiriyor. Boks şampiyonu Evander Holyfield, 21 Ekim 2026'da Güney Carolina'da düzenlenen seçim mitinginde konuşurken, Başkan Trump kendisini dinliyor / Fotoğraf: AP Birinci senaryo: Cumhuriyetçiler her iki kanattaki çoğunluğunu koruyor Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu koruması halinde, son kamuoyu yoklamalarına göre düşük ihtimalli görülen bu senaryoda Trump, Beyaz Saray ve Kongre'nin kendi partisinin kontrolünde olduğu bir ortamda görevini sürdürecek. Bu durum, başkana ekonomik ve yasama önceliklerini hayata geçirme, yargıçları, hükümet yetkililerini ve büyükelçileri atama konusunda daha geniş hareket alanı sağlayacak. Bu senaryo, Trump'ın vergi, göç ve askeri harcamalara ilişkin politikalarını sürdürmesine imkân tanırken, Demokratların kapsamlı Kongre soruşturmaları başlatma veya komite başkanlıkları aracılığıyla yönetimin gündemini engelleme imkanlarını da sınırlayacak. Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması, yönetimin politikaları üzerindeki tüm kısıtlamaların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Temsilciler Meclisi'ndeki dar sandalye farkı, az sayıda Cumhuriyetçi milletvekiline önemli yasaların geçmesini engelleme imkânı verebilir. Senato'da ise bazı yasaların görüşme engelini aşabilmesi için gereken 60 oy kuralı yürürlükte kalacak. Siyasi açıdan Trump, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu korumasını politikalarına verilmiş yeni bir seçim desteği olarak sunabilir. Ancak rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde elde edilecek kazanımlar ve kayıplar, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde kamuoyunun eğilimlerini gösteren önemli bir işaret olacak. İkinci senaryo: Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanıyor Temsilciler Meclisi'nin Demokratların kontrolüne geçmesi, Senato'nun ise Cumhuriyetçilerde kalması halinde Washington'da yeni bir kurumsal bölünme dönemi başlayacak. Senato'da iki partinin eşit sayıda sandalyeye sahip olması durumunda bile Başkan Yardımcısı JD Vance'in eşitliği bozan oyu sayesinde kontrol Cumhuriyetçilerde kalacak. Bununla birlikte her iki partinin ılımlı üyelerinin etkisi önemli ölçüde artacak. Demokratlar bu senaryoda Temsilciler Meclisi komitelerinin başkanlıklarını üstlenecek. Böylece oturum düzenleme, yetkilileri ifadeye çağırma, belge talep etme ve Trump yönetiminin kararları, kamu harcamaları, göç politikaları ve İran'la savaş konularında soruşturma başlatma yetkisi elde edecek. Demokratların lideri Hakeem Jeffries de Temsilciler Meclisi Başkanlığı için aday konumuna gelecek. Bu durum, partisine özellikle sağlık hizmetleri, konut ve yaşam maliyetleri gibi temel iç politika konularında yasama gündemini belirleme imkânı sağlayacak. Ancak bu kontrol, Demokratların kendi politikalarını hayata geçirebilecekleri anlamına gelmiyor. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato yasa tasarılarını engelleyebilir. Trump da başkanlık vetosu yetkisini kullanabilir. Yönetimin bazı Kongre celplerine itiraz etmesi veya bunlara uymayı reddetmesi ise uzun sürebilecek hukuki anlaşmazlıklara yol açabilir. Hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanı, taraflar arasındaki pazarlığın başlıca konuları olacak. Temsilciler Meclisi
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments