Değerli Independent Türkçe okuyucuları, Yakın zamanda Türkiye'nin ASEAN'ın 12'nci Diyalog Ortağı olması vesilesiyle kaleme aldığım yazıda, ülkemizin Güneydoğu Asya ile ilişkilerinin önümüzdeki dönemde neden daha fazla önem kazanacağına değinmiştim. Bu kez ASEAN coğrafyasının en kalabalık ülkesine, en büyük ekonomisine, dost ve kardeş ülke Endonezya'ya biraz daha yakından bakmak istiyorum. Endonezya, 17 Ağustos 2026 tarihinde bağımsızlığının 81'inci yıl dönümünü kutladı. Ankara dışında olduğum için maalesef millî gün kutlamalarına katılamadım. Yaklaşık 285 milyonluk nüfusu, G20 üyeliği, Türkiye ile beraber MİKTA grubuna (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya) dâhil olması, Güneydoğu Asya'nın kalbindeki stratejik konumu ve giderek büyüyen iç pazarı düşünüldüğünde Endonezya'yı yalnızca "uzak bir dost ülke" olarak değerlendirmek yeterli değildir. Endonezya aynı zamanda Türkiye açısından önemli bir ekonomik ve stratejik ortaktır. İki ülke ilişkileri, daha da güçlü olma potansiyeline sahiptir. Nitekim Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'in 17 Ağustos 2024'te Ankara'da düzenlenen Endonezya Millî Günü resepsiyonuna katılması ve burada yaptığı konuşmada Endonezya'nın Türkiye için özel bir yere sahip olduğunu vurgulaması da iki ülke arasındaki ilişkinin siyasi ve stratejik boyutunun bulunduğunu göstermektedir. Endonezya'nın yükselen öneminin başlıca nedenlerinden biri ekonomik performansıdır. Küresel ekonominin son yıllarda salgın sonrası toparlanma, jeopolitik gerilimler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ticaret savaşları gibi çok sayıda belirsizlikle karşı karşıya kalmasına rağmen Endonezya ekonomisi dirençli bir büyüme çizgisini korumaktadır. Büyük iç pazarı, genç nüfusu, zengin doğal kaynakları, artan sanayi üretimi ve bölgesel ticaretteki merkezi konumu ülkeye önemli avantajlar sağlamaktadır. Özellikle doğal kaynakların yalnızca ham madde olarak ihraç edilmesi yerine ülke içinde işlenmesini amaçlayan sanayileşme politikası dikkat çekicidir. Endonezya, dünyanın en önemli nikel üreticilerinden biridir. Nikel ise elektrikli araç bataryalarından enerji depolama teknolojilerine kadar geleceğin sanayilerinde kritik bir hammaddedir. Dolayısıyla Endonezya'nın önümüzdeki yıllardaki ekonomik yükselişini sadece nüfus büyüklüğü veya doğal kaynak zenginliği üzerinden değil, küresel değer zincirlerinde daha yüksek katma değerli bir konuma geçme çabası üzerinden değerlendirmek gerekir. Türkiye açısından ise belki de en dikkat çekici gelişmeler savunma sanayiinde yaşanmaktadır. İki ülke arasındaki savunma ilişkileri artık yalnızca insansız hava araçlarından ibaret değildir. Endonezya ile Türkiye arasında 48 adet KAAN Millî Muharip Uçağı için yapılan anlaşma, bu ilişkinin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece önemlidir. Haziran 2025'te duyurulan ve Temmuz 2025'te sözleşmeye bağlanan anlaşma kapsamında 48 adet KAAN'ın Türkiye'de üretilerek Endonezya'ya ihraç edilmesi öngörülmektedir. Bu anlaşma aynı zamanda Türk savunma sanayisinin bugüne kadarki en büyük ihracat sözleşmelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Endonezya'nın Ankara Büyükelçisi Achmad Rizal Purnama'nın da KAAN anlaşmasını iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğinin "dönüm noktalarından biri" olarak nitelendirmesi önemlidir. Çünkü söz konusu iş birliği klasik anlamda bir alıcı-satıcı ilişkisinin ötesine geçme potansiyeli taşımaktadır. Nitekim 2026 yılı itibarıyla bu iş birliği daha da çeşitlenmeye başlamıştır. Baykar ile Endonezyalı savunma ve havacılık şirketleri arasında Bayraktar KIZILELMA insansız savaş uçağına ilişkin ihracat ve yerel üretim anlaşmaları imzalanmıştır. Anlaşmalar KIZILELMA teslimatlarının yanı sıra Endonezya'da üretim altyapısının oluşturulmasını da kapsamaktadır. Böylece iki ülke arasındaki savunma ilişkileri, hava araçları ve insansız sistemlerden teknoloji transferi ve ortak üretime doğru genişlemektedir. Aslında tam da burada üzerinde durulması gereken temel nokta şudur: KAAN ve KIZILELMA ile ortaya çıkan bu güçlü stratejik ivme neden daha kapsamlı bir ekonomik ve teknolojik ortaklığa dönüştürülmesin? Savunma sanayii iki ülke arasında güven yaratmaktadır. Büyük ölçekli ve uzun vadeli savunma projeleri yalnızca ürün satışından ibaret değildir; mühendislik ekiplerinin birlikte çalışmasını, eğitim programlarını, bakım ve lojistik altyapısını, teknoloji paylaşımını ve yıllara yayılan kurumsal ilişkileri beraberinde getirir. Dolayısıyla KAAN veya KIZILELMA gibi projeler, Türkiye ile Endonezya arasında başka sektörlere de yayılabilecek bir güven altyapısı oluşturmaktadır. Bu güven altyapısının enerji, kritik mineraller, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, altyapı, inşaat, sağlık, turizm, gıda ve tarım teknolojileri, dijital ekonomi, finans, lojistik ve yükseköğretim gibi alanlara taşınması mümkündür. Örneğin Türkiye savunma elektroniği, otomotiv yan sanayii, beyaz eşya, tekstil, inşaat, altyapı ve çeşitli mühendislik hizmetlerinde ciddi üretim tecrübesine sahipken Endonezya kritik mineraller, büyük
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments