ABD'de yapılan ankete göre yetişkin katılımcıların yüzde 70'i ülkenin "gidişatından gurur duymadığını" ifade etti.
Read the full story at the source
This story was published by TRT Haber Son Dakika.
See other sources covering this event →
İstanbul Üniversitesi Hastanesi Çapa Yerleşkesi Toplu Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2026 yılı bitmeden 38 bin hekim dışı personel alma ilanına çıkacağımızın müjdesini paylaşıyorum. Sağlık Bakanlığımız alıma dair detayları önümüzdeki günlerde açıklayacak." ifadelerini kullandı.
Villarreal-Elche maçı saat kaçta ve hangi kanalda yayınlanacak? La Liga karşılaşması şifreli mi, takımlar ligde kaçıncı sırada? Yanıtlar haberimizde.
İnsan, tarih boyunca yalnızca dünyayı değiştirmek için değil, ona bakma biçimini değiştirmek için de araçlar icat etti. Matbaa sözü çoğalttı, fotoğraf makinesi görüntüyü zamandan ayırıp sakladı, kamera harekete bir hafıza kazandırdı. Bilgisayarlar ise düşüncenin ve hayal gücünün önüne daha önce görülmemiş kapılar açtı. Ve her yeni araç, insanın elini biraz daha güçlendirirken zihnine aynı soruyu bıraktı: Bir şeyin yapılabilir hâle gelmesi, onun anlamını da değiştirir mi? Bugün yapay zekâ yla birlikte sanat , üretimin sınırlarının genişlediği yeni bir döneme giriyor. Birkaç sözcükle saniyeler içinde etkileyici görüntüler oluşturulabiliyor; renk, biçim ve kompozisyon dijital bir komutla yeniden kurulabiliyor. Bu gelişme, sanatın yalnızca nasıl üretildiğini değil, özgünlüğün ve emeğin nasıl değerlendirildiğini de değiştiriyor. Her şeyin daha hızlı, daha kolay ve daha kusursuz üretilebildiği bir çağda, sanatın insana özgü arayışını anlamak her zamankinden daha önemli hâle geliyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Kusurlu özgünlük, bu dönüşümün ortasında farklı bir anlam kazanıyor… Kusursuzluğun ölçü kabul edildiği bir dünyada, tamamlanmamış bir çizgiye, düzeltilmemiş bir ize ya da boş bırakılmış bir yüzeye değer vermek, estetik bir tercihin ötesine geçiyor. Çünkü kimi zaman bir eserin kişiliği, kusursuzca tamamlanan ayrıntılarda değil, sanatçının dokunmamayı seçtiği yerde beliriyor. Buradaki kusur, yetersizliğin değil, her şeyi düzeltme zorunluluğuna karşı kişisel bir ifade alanının işareti olmuştur… Bir ressam olarak tuvalimde bıraktığım boşlukları, resmin eksik kalmış bölümleri olarak görmüyorum. Her yüzeyi doldurmak, her çizgiyi kesinleştirmek ve her belirsizliği ortadan kaldırmak için acele etmiyorum. Bazen boyanmamış bir alanın sessizliğini, bazen tamamlanmamış bir biçimin taşıdığı duyguyu korumayı seçiyorum. Çünkü resmin yalnızca görünenlerden oluşmadığına inanıyorum. Boyanın değmediği yer de en az fırçanın iz bıraktığı alan kadar anlatımın parçası olabilir. Bu boşluklarda, henüz söze dönüşmemiş bir duygunun ve izleyiciye bırakılmış bir ihtimalin varlığını görüyorum. Tuvale bıraktığım iz, benim dünyamdan doğuyor, fakat ona bakan kişinin belleğinde başka bir biçime dönüşüyor. İzleyici kendi yaşanmışlıklarını, duygularını ve hayal gücünü esere taşıdığında resim, sanatçının anlatmak istedikleriyle sınırlı kalmıyor. Anlam, sanatçının eliyle izleyicinin bakışı arasında yeniden kuruluyor. Böylece boşluk, yokluğun değil, birlikte anlam üretmenin alanına dönüşüyor. Kusurlu özgünlük benim için tam da bu noktada, bir resmin kendi sessizliğini koruyabilmesinde yatıyor. Her şeyin açıklanmadığı, her ayrıntının tamamlanmadığı bir eser, izleyicinin hayal gücüne yer açabilir. Bazen bir çizginin titremesi, bir rengin yüzeyde bıraktığı beklenmedik iz ya da yarım kalmış bir biçim, esere kişisel bir karakter kazandırır. Özgünlük yalnızca daha önce görülmemiş bir şey üretmek değil, neyin korunmaya değer olduğuna karar verebilmektir bence… Bu düşünce, yapay zekâ çağında sanatçının emeğiyle de doğrudan ilişkilidir. Bir ressamın yıllar boyunca geliştirdiği el becerisi, renk bilgisi ve görsel hafızası, yalnızca ortaya çıkan eserde görülen teknik özelliklerden ibaret değildir. Her çizginin ardında denemeler, vazgeçişler, başarısızlıklar ve zamanla olgunlaşan bir bakış bulunur. Sanatçı, eserini üretirken yalnızca bir görüntüye biçim vermez; kendi deneyimini de dönüştürür. Tuvalde görünen, çoğu zaman görünmeyen bir birikimin izidir. Yapay zekânın saniyeler içinde görüntü üretebilmesi, bu birikimin değerinin gözden kaçması riskini beraberinde getiriyor. Yılların emeğiyle ortaya çıkan bir eser, hızla çoğaltılabilen görüntülerle aynı ölçüye vurulduğunda, üretim süreçleri arasındaki fark görünmezleşebilir. Emeğin kırılması, sanatçının yalnızca ekonomik karşılığının azalması değil, ustalığının, deneyiminin ve yaratıcı arayışının değersizleşmesi tehlikesidir. Sanatçıların eserlerinin yapay zekâ sistemlerinde hangi koşullarda kullanıldığı, telif hakları ve yaratıcı katkının tanınması da bu dönüşümün önemli meseleleridir. Teknoloji elbette yeni ifade olanakları sunabilir. Ancak üretimin hızlanması, sanatsal emeğin önemsizleşmesini gerektirmez. Fotoğraf makinesi resmin sonunu getirmedi; resmin başka türlü düşünülmesine kapı açtı. Yapay zekânın da sanatın geleceğini tek başına belirleyeceğini söylemek için erken. Fakat bu yeni dönemde, görüntü üretmenin kolaylaşmasıyla sanatın anlamının kendiliğinden derinleşmediğini hatırlamak gerekiyor. Her şeyin çoğaltılabildiği bir dünyada, kişisel deneyimin, yaratıcı emeğin ve izleyiciye bırakılan boşluğun değeri daha da belirginleşebilir. Belki de insanın sanattaki özgünlüğü, her şeyi kusursuzlaştırabilmesinde değil, bazı izleri düzeltmeden, bazı boşlukları doldurmadan ve bazı anlamları tek bir cevaba hapsetmeden bırakabilmesindedir. Belki de asıl mesele, yapay zekânın sanat üretip üretemeyeceği değil, her şey üretilebilir hâle geldiğinde bir eseri hâ
Comments