23 Ekim 2026’da İstanbul’da, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) + E3 (Birleşik Krallık, Almanya, Fransa) + İtalya Dışişleri Bakanları Toplantısı, Ortadoğu’nun biriken krizlerini (ABD-İsrail-İran çatışması, Filistin meselesi, Hürmüz ve Babülmendeb’deki deniz güvenliği, Yemen/Husiler ve Rusya-Ukrayna savaşı) aynı masaya yatıran ilk geniş formatlı buluşma oldu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yönettiği bu toplantı, hem seçim takvimlerinin hemen öncesine denk gelmesi hem de Türkiye’nin “bölgesel sahiplenme” yaklaşımını somutlaştırması açısından dikkat çekici bir diplomatik adım olarak öne çıktı. Toplantının içeriği ve ortak mesajlar Toplantı iki aşamalı ilerledi: Önce R4 ülkeleri kendi aralarında bölgesel meseleleri detaylı biçimde ele aldı, ardından format Avrupa ülkeleri ve İtalya’nın katılımıyla genişletildi. Katılımcılar arasında Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdelatty, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani yer aldı. Bakanlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edildi. Hakan Fidan’ın toplantı sonrası açıklamaları net bir çizgi çizdi: “İran’a yapılacak askerî müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor.” Fidan, masadaki 8 ülkenin de yeni bir saldırının savaşı bölgeye yayacağı konusunda hemfikir olduğunu, diplomasi ve diyaloğun tek yol olarak görüldüğünü vurguladı. Hürmüz Boğazı’nın bir an önce açılması, piyasalara olumsuz etkisinin giderilmesi ve Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının durdurulması gerektiği belirtilirken, Ukrayna savaşının durması veya en azından enerji ve tahıl sevkiyatlarına istisna getirilmesi çağrısı da yapıldı. R4’ün ayrı açıklamasında daha keskin bir dil kullanıldı: İsrail işgalinin bölgedeki ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağı olduğu, İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin bir adaletsizlik yarattığı ifade edildi. İki devletli çözümün 1967 sınırları temelinde, Doğu Kudüs’ü başkent kabul eden bağımsız, egemen ve bitişik bir Filistin Devleti ile hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı. Ortak (8 ülke) basın açıklaması ise daha ölçülü bir dille, diyalog, diplomasi ve gerilimi azaltma ihtiyacını, denizlerde seyrüsefer serbestliğini ve devam eden formatın sürdürülmesini vurguladı. Bu nüans, bölgesel aktörlerin daha doğrudan eleştirisi ile Avrupa’nın daha dengeli diplomatik dili arasındaki farkı ortaya koyuyor. Zamanlamanın stratejik anlamı Toplantının zamanlaması tesadüf değil. İsrail yasama seçimleri 27 Ekim 2026’da (toplantıdan 4 gün sonra), ABD ara seçimleri ise 3 Kasım 2026’da (yaklaşık 10 gün sonra) yapılacak. Raporlara göre ABD ve İsrail orduları, Trump yönetiminin seçim öncesi saldırı yapmama sözüne rağmen, ara seçim sonrası için İran’a yönelik yeni vuruş planları (enerji altyapısı, nükleer tesisler, füze ve İHA stokları dahil) üzerinde çalışıyor. Trump, seçim öncesi yeni bir “Epic Fury” turundan kaçınacağını belirtmiş, ancak seçim sonrası pencereyi açık bırakmıştı. Bu bağlamda İstanbul buluşması, olası askerî tırmanmanın hemen öncesinde diplomasiyi öne çıkarma, Avrupa ve bölgesel aktörleri aynı masaya oturtarak “kimse onaylamıyor” mesajını güçlendirme ve Türkiye’nin arabulucu/koordinatör rolünü pekiştirme girişimi olarak okunabilir. İsrail seçimlerine yakınlık ise, Netanyahu’nun yeniden seçilme mücadelesi verdiği bir dönemde bölgesel ve Avrupalı aktörlerin ortak “diyalog şart” vurgusunu iç siyasete de dolaylı bir sinyal olarak taşıyor. Türkiye’nin diplomatik inisiyatifi: Bölgesel sahiplenme açılımı Toplantı, Türkiye’nin son dönemde sistematikleştirdiği “bölgesel sahiplenme” yaklaşımının en geniş katılımlı örneği. Hakan Fidan döneminde öne çıkan bu anlayış, bölgesel sorunların en iyi çözümünün bölge ülkelerinin kendi kurduğu mekanizmalar ve ittifaklar olduğu tezine dayanıyor. 2026’da bu yaklaşım birkaç somut platforma dönüştü: • R4 mekanizması: Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında, kalıcı istikrarı desteklemek ve diyaloğu güçlendirmek amacıyla kuruldu. Mart 2026’daki Riyad toplantısından itibaren birden fazla kez bir araya geldi. • Mekke İttifakı: Ağustos 2026’da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması. Birine yapılan dış kaynaklı silahlı saldırıyı hepsine yapılmış sayan kolektif savunma yükümlülüğü getiriyor; TBMM onay süreci devam ediyor. • R4+E3 formatı: Türkiye’nin girişimiyle ilk kez bir araya getirilen bu yapı, Avrupa’yı da sürece dahil ederek “dışarıdan dayatma” yerine bölge-Avrupa koordinasyonunu hedefliyor. Taraflar formatın düzenli devam edeceğini açıkladı. Bu platformlar, Türkiye’nin hem Körfez hem Avrupa hem Güney Asya aktörleriyle eşzamanlı temas kapasitesini artırıyor. İstanbul toplantısı, bu açılımın “kriz yönetimi” sınırını aşarak daha kurumsal bir koordinasyon arayışına dön
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments