Eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla yargılanan Ekrem İmamoğlu, istinafın bozma kararının ardından yeniden görülen davada savunma yaptı. Ekrem İmamoğlu, 2023 yılında yapılan bir törende eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle "hakaret" suçundan yargılanıp iki kez beraat etmişti. İmamoğlu, istinafın kararı usulden bozması üzerine yeniden hakim karşısına çıkarılması için 5 Haziran'da Silivri'den İstanbul Anadolu Adliyesi'ne götürülmek üzere yola çıkarılmış, ancak araç arızalandığı gerekçesiyle cezaevine geri götürülmüştü. Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan İmamoğlu, lavabo ihtiyacının dahi karşılanmadığını, psikolojik işkence ile karşı karşıya olduğunu belirtmişti. İmamoğlu yolda yaşananlara, "'Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir? Yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir" sözleriyle tepki göstermişti. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın bir sonraki duruşmada mahkemede hazır bulundurulmasına karar vererek duruşmayı bugüne ertelemişti. Bu kararı veren hakim başka bir mahkemede görevlendirilirken, yeni hakim duruşmanın Silivri'deki Marmara Cezaevi içerisindeki duruşma salonunda yapılmasına karar verdi. Davanın ikinci celsesi Silivri'de eski binada 6 no'lu duruşma salonunda görülüyor. Duruşmayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve birçok siyasi de takip ediyor. Duruşma saat 10.35'te kimlik tespiti ile başladı. Ardından İmamoğlu, 10.40'ta kürsüye gelerek savunmasına başladı. İmamoğlu, savunmasında son iki yılda hakkında açılan dava ve soruşturmalara değinerek, “Türkiye’de, hatta dünyada siyasi iktidarın karşısında seçim kazanmış bir siyasetçinin böylesine yoğun ve sistematik bir yargı sürecinin muhatabı haline getirildiği başka bir örnek bulmak kolay değildir. Bugün tam 13 ayrı davanın muhatabıyım. Bunların 12’si ceza davası, biri idari yargı davasıdır” dedi. “13 ayrı davada 19 hakim değişti” Yargı süreçlerinin siyasi faaliyetlerinin yoğunlaştığı döneme denk geldiğini savunan İmamoğlu, şöyle konuştu: İktidarın karşısında 4 kez seçim kazanmışken, milletimizin teveccühüyle ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olmuşken ve Türkiye önündeki ilk seçimde iktidarın değişip değişmeyeceğini tartışırken... İşte tam da böyle bir dönemde siyasetin doğal rekabet alanında yarışmak yerine, milletin iradesine başvurmak yerine, milli iradeyi yok sayarak, gasbederek, benim hayatım adliye koridorları ile cezaevi arasına sıkıştırılmak ve orada bir şekilde psikolojik işkenceyle geçirilmek isteniyor. Muhatabı olduğu 13 ayrı davada 19 hakim değiştiğini söyleyen İmamoğlu, hakkında devam eden 12 ceza davası bulunduğunu belirtti. “Bu hafta 5 günde 5 duruşma yaşadım” İmamoğlu, İBB Davası’nın başladığı 9 Mart’tan bu yana katıldığı duruşmalara değinerek, “Bu hafta da 5 günde 5 duruşma deneyimini, haftasını yaşamış oldum” dedi. Daha önce Silivri’de aynı gün üç ayrı duruşma salonunda, üç farklı mahkemenin karşısına çıktığını belirten İmamoğlu, “Bu nasıl bir siyasi korkudur ya da bu nasıl bir siyasi korkunun ötesinde aslında tarifi imkansız bir psikolojidir, ey halkıma duyuruyorum” diye konuştu. İmamoğlu, İBB Davası’nın yanı sıra bilirkişi, siyasal casusluk, diploma ve Tuzla davalarındaki duruşmalarına değinerek toplam 83 duruşmaya çıktığını söyledi ve “Muhtemelen bu ayın sonunda 100 duruşmaya yaklaşan bir seyrin içerisinde olacağım” dedi. Hakimden İmamoğlu’na: Toparlayalım, konunun özüne dönelim İmamoğlu’nun yargı süreçlerine ilişkin açıklamalarını sürdürmesi üzerine hakim araya girerek, “Kesinlikle bölmek istemiyorum. Ama toparlayalım, konunun özüne dönelim ve savunmamızı bu dava üzerine oluşturursak daha net bir sonuca ulaşabiliriz diye düşünüyorum” dedi. İmamoğlu ise “Bu hangi kurala sığar? Böylesi bir manzara, değil Türkiye tarihi, dünya siyasi ve hukuk tarihinde yoktur” diyerek savunmasını sürdürdü. Adalet Bakanı’nın devam eden davalarına ilişkin açıklamalarını da eleştiren İmamoğlu, Bakan’ın aynı zamanda HSK Başkanı sıfatıyla savcı ve hakimleri “etki altına aldığını” öne sürdü. “Ben siyasi tutukluyum, tutsağım” Hakkındaki davaların siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, şöyle konuştu: Ben, tümüyle siyasi davaların muhatabıyım. Ben, bu siyasi davaların ikisi; casusluk davası ve İBB davası gerekçe gösterilerek özgürlüğümden mahrum bırakılıyorum. Ve ben siyasi tutukluyum, tutsağım. Ben, bu ülkenin 87 milyon yurttaşımız için verdiğim Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesinin siyasi esiriyim. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014 yılında söylediğini belirttiği “Hırsızlığın her türlüsü kötüdür ama en büyük hırsızlık, en büyük yolsuzluk milli irade hırsızlığıdır” sözlerini hatırlatarak, iktidarı “milli iradeyi gasbetmekle” suçladı. Üsküdar’daki belediye başkan vekilliği seçimi ile CHP’ye yönelik yargı süreçlerini de örnek gösteren İmamoğlu, “Bugün yaşadığımız
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments