Mesleğe başladığımız 80’li yılların başında hapis yatmış gazeteciler parmakla gösterilirdi. Zira parmakla gösterilecek kadar sayıları azdı. Tabii günümüze göre azdı. İleri yaşta olanlardan bazıları Menderes döneminde, orta yaşlı olanlar ise 12 Mart ve 12 Eylül’de hapis yatmışlardı.
Read the full story at the source
This story was published by Cumhuriyet.
See other sources covering this event →
Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin önde gelen sanatçılarından birisi olan Süleyman Saim Tekcan’ı kaybettik. Resim, heykel ve grafik sanatları alanında yüzlerce özgün eser ortaya koyan, teknik alandaki yetenekleriyle birlikte, renkleri de çok iyi kullanan Süleyman Saim Tekcan, aynı zamanda sanatın örgütlenmesi, yaygınlaşması ve eğitim sisteminin temel bir unsuru haline gelmesi konusunda büyük bir mücadele verdi.
Bir ülkede gerçekler değil de, gerçekleri araştırmak için mücadele eden gazetecilerin uğradığı baskılar gündemdeyse orada demokrasi karanlıkta demektir. Türkiye’nin bu konudaki sicili hep tartışma konusu oldu. Ancak son aylarda giderek yükselen sistemli bir kuşatma dikkati çekiyor.
Comments