ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Atina ziyareti, Doğu Akdeniz’deki güvenlik dengelerine ilişkin önemli mesajlar verdi. Vaşhington, Yunanistan’ın askerî kapasitesini güçlendiriyor, İsrail ile geliştirdiği stratejik iş birliğini destekliyor ve Türkiye ile Yunanistan arasında sıcak çatışma çıkmasını önlemeye çalışıyor. Bu yaklaşım, ABD’nin bölgesel rekabeti ortadan kaldırmaktan çok yönetmeye çalıştığını gösteriyor. Yunanistan’a güvence, Türkiye’ye mesaj Ziyaret sırasında açıklanan yaklaşık 4 milyar dolarlık askerî satış paketi, ABD’nin Yunanistan’a desteğinin somut göstergesi. Yunan basınında yayımlanan bilgilere göre pakette yaklaşık 1,2 milyar dolarlık füze ve hassas güdümlü mühimmat tedariki, 37 F-16 Block 50 uçağının Viper seviyesine yükseltilmesi için yaklaşık 1 milyar dolarlık kaynak, eski F-16’ların iyileştirilmesi ve helikopterlere yönelik destek kalemleri bulunuyor. Bu kalemler, yeni platform alımından ziyade mevcut kuvvetin ateş gücünü, modernizasyonunu ve operasyonel devamlılığını geliştirmeye odaklanıyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Rubio’nun Türkiye ile Yunanistan arasındaki olası bir çatışmayı “akıl almaz” olarak nitelendirmesi ve ABD’nin buna izin vermeyeceğini söylemesi de dikkat çekiciydi. Bu açıklama iki şekilde okunabilir. Vaşhington, iki NATO müttefiki arasında savaş çıkmasını önlemeye kararlı olabilir. Ancak bu güvence, Atina’nın risk algısını da değiştirebilir. Yunanistan, ABD’nin olası bir krize müdahale ederek çatışmayı kontrol altında tutacağına inanırsa daha iddialı davranabilir. Vaşhington’ın böyle bir sonucu amaçladığını söylemek için yeterli kanıt yok. Yine de çatışmayı önleme güvencesinin Yunanistan’a daha geniş bir hareket alanı sağlama ihtimali göz ardı edilmemeli. Türkiye’nin F-35 dosyasının açık tutulması da bu dengeleme politikasının parçası. Rubio, S-400 sistemleri elden çıkarılmadığı sürece mevcut hukuki engellerin sürdüğünü belirtirken, Trump’ın Türkiye’ye uçakları teslim etme isteğini de gündeme getirdi. Böylece Ankara’ya çözüm ihtimali hatırlatılırken Atina’ya Türkiye’nin F-35 denkleminden kalıcı olarak çıkarılmadığı mesajı veriliyor. Bu durum, ABD’nin iki ülkeye farklı araçlarla güvence sunmaya çalıştığını düşündürüyor. Ancak Türkiye’nin programa dönüşü, Yunanistan’a sağlanan desteğin otomatik karşılığı olarak görülmemeli. Dosyanın geleceği teknik ve siyasi koşullara bağlı. İsrail ortaklığı ve Doğu Akdeniz Rubio’nun ziyareti, Yunanistan ile İsrail arasındaki stratejik ortaklığın Vaşhington tarafından desteklendiğini de gösteriyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasındaki iş birliği, ABD’nin katıldığı 3+1 mekanizmasıyla güvenlik ve enerji alanlarında kurumsal bir boyut kazanıyor. Büyük Deniz Enterkonnektörü projesine verilen Amerikan desteği bu açıdan önemli. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlayan proje, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin itirazlarına rağmen ilerletilmek isteniyor. Vaşhington’ın tutumu, Ankara’nın bölgesel enerji düzenlemelerinde karşılaştığı güçlükleri ortaya koyuyor. ABD, İran savaşı ve Ukrayna’daki çatışmalar sürerken Doğu Akdeniz’de yeni bir kriz çıkmasını istemiyor. Karadeniz’de yeni bir gerilim de Vaşhington’ın öncelikleriyle bağdaşmıyor. Ancak çatışmayı önleme isteği, Yunanistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin sınırlandırılacağı anlamına gelmiyor. Bu ortaklık desteklenirken bölgesel gerilimin kontrol altında tutulması hedefleniyor. Türkiye’nin önündeki risk Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelişmelere daha fazla yoğunlaşması ve önümüzdeki dönemde bu coğrafyada yeni güvenlik sorunlarıyla karşılaşması, Ege ve Doğu Akdeniz’in gündemde geri plana düşmesi riskini beraberinde getiriyor. Yunanistan’ın bu durumdan yararlanarak deniz yetki alanları, adaların statüsü veya enerji projeleri üzerinden mevcut durumu kendi lehine değiştirmeye çalışması ihtimaline karşı Ankara’nın dikkatli olması gerekiyor. Bu, Atina’nın mutlaka böyle bir adım atacağı iddiası değil; Türkiye’nin aynı anda birden fazla coğrafyada karşılaşabileceği baskılara ilişkin stratejik bir uyarı. Bu noktada Mısır’la ilişkiler özel önem taşıyor. Kahire’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile üçlü iş birliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki diplomatik hareket alanını etkiliyor. Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, deniz yetki alanları, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar konularında yeni diyalog imkânları yaratabilir. Ankara’nın amacı, Mısır’ı hazır bir müttefik olarak görmek değil, ortak çıkarların bulunduğu alanlarda iş birliğini derinleştirmek olmalı. Mısır’ın kendi ulusal çıkarları, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ilişkileri ve İsrail’le güvenlik bağlantıları, Kahire’nin her konuda Türkiye ile aynı çizgide hareket etmeyeceğini gösteriyor. Mısır’ın İsrail’le ilişkilerinin kendi kararlarını ne ölçüde etkilediği de ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Buna rağmen ilişkilerin geliştirilmesi, Doğu Akdeniz’de Türkiye dışarıda bırakılarak yeni düzenlemeler y
Read the full story at the source
This story was published by Independent.
Comments